Şanlıurfa Tabip Odası’ndan deprem raporu

Şanlıurfa Tabip Odası, TTB ile deprem değerlendirme raporunu kamuoyuyla paylaştı.

Şanlıurfa Tabip Odası, Türk Tabipler Birliği (TTB) ile hazırladıkları deprem değerlendirme raporunu bugün düzenlenen basın açıklamasıyla kamuoyuyla paylaştı.

Oda binasının önünde yapılan açıklamaya Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın yanı sıra konsey üyesi doktorlar da destek verdi.

“Hepimiz yastayız” diye konuşmasına başlayan Şebnem Korur Fincancı, “Bir olağandışı bir durum yaşadık, evet. Ama bu olağandışı durumlar ne yazık ki olağan sayılan dönemlerde de yaşadığımız sorunları katmerleştirerek artırdı” dedi.

Deprem değerlendirme raporunu Şanlıurfa Tabip Odası Başkanı Bulut Ezer okudu. Ezer, 6 Şubat’ta gerçekleşen afetin etkilerinin devam ettiği şu günlerde 14 Mart Tıp Bayramı haftasına üzüntüyle girdiklerini belirterek, Şanlıurfa’da görev yapan 4 sağlık çalışanının depremlerde hayatını kaybettiğini söyledi. Ezer, Türkiye genelinde ise 102’si hekim 448 sağlık çalışanının yaşamını yitirdiğini kaydetti.

Deprem bölgesindeki koordinasyonsuzluğun halen devam ettiğini, en temel ihtiyaçların dahi karşılanmasında sorunlar yaşandığının gözlemlendiğini ileri süren Ezer, Şanlıurfa’da depremde 349 kişinin hayatını kaybettiğini, 9 bin 702 kişinin yaralandığını söyledi.

Yaşanan depremler sonrasında AFAD’ın verilerine göre 8 bin 838 çadırın kurulduğu Şanlıurfa’da toplu çadır alanları ile ilgili ilk dönemlerde organizasyon eksiklikleri yaşandığını kaydetti. Ezer, şunları söyledi:

“Yaptığımız değerlendirmelerde organizasyon eksikliklerinin yaşandığı, çadırların düzensiz ve mesafe kurallarına uyulmadan kurulduğu, temiz su ihtiyacı ve tuvalet ihtiyacının yeterli sağlanamadığı görülmüştür. Ayrıca bu çadır alanlarının, sosyoekonomik konumlarından ötürü, bazı çadır alanlarının koşullarının daha iyi olduğu, bazılarında ise şartların çok daha kötü olduğu gözlemlenmiştir.

Şanlıurfa yereline ait raporda yerellerle ilgili sorunlar, Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü ve AFAD İl Müdürlüğü ile görüşülmüş, çözülmesi istenmiştir. Ayrıca çadır alanlarında oluşturulan geçici revirlerde çalışan meslektaşlarımızın talep ettikleri ekipmanlar karşılanmıştır. Hekim eksikliği olan yerlere sağlık müdürlüğünün talebi üzerine gönüllü meslektaşlarımız yönlendirilmiştir. Fakat birkaç kez talep etmemize rağmen Şanlıurfa İl Afet Koordinasyonuna dahil edilmedik.

21 Şubat tarihinde yapılan saha gezisinde çadır alanlarının kapatıldığı, yurttaşların barınma amacıyla gençlik spor müdürlüğüne ve KYK’ya ait yurtlara taşındıkları bildirilmiştir.

Enkaz kaldırma çalışmaları tarafımızca gezilmiş olup, çalışan işçilere ve görevlilere ffp2 maskeler dağıtılarak Asbest tehlikesi ve solunum yolları hastalıkları konusunda uyarılarda bulunulmuş, TTB’nin hazırladığı afişler, bu alanlara yakın yerlere asılmıştır.”

"GÜVENLİ BARINMA SAĞLANMASI KONUSUNDA ÇALIŞMA YAPILMADI" 

Sağlık çalışanlarının yaşanan depremler sonrasında depremzede olmalarına rağmen görevlerine devam ettiğini, evlerine giremeyen sağlık çalışanlarına güvenli barınma sağlanması konusunda herhangi bir çalışma yapılmadığını ifade eden Ezer, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Çevre Şehircilik Bakanlığı, ASM’lerin hasar durumunun kontrollerini bitirememiş olup profesyonel olmayan gözlerle Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan kontrollerde

3 ASM’nin ağır hasarlı olduğu aktarılmış, bunlardan ikisi çadırda hizmet verirken bir ASM konteynırda hizmet vermektedir.

Harran Devlet Hastanesi, ağır hasarlı olmasına rağmen, afetin ilk günlerinde sağlık çalışanları çalışmaya devam ettirilmiş, daha sonra yapılan itirazlar sonrasında tahliye edilmiştir. Hastanenin şu anda gençlik merkezinde faaliyetine devam ettiği aktarılmıştır. Son süreçte yeni yapılacak hastanenin, rantçı zihniyetle, bölge ihtiyaçları ve zemin etüdü çalışması yapılmadan, yeni kurulan Suruç Devlet hastanesi benzeri durumun yaşanması ihtimali bizleri kaygılandırmaktadır.”

"SAĞLIK EMEKÇİLERİNİN HAKLARININ GÖZETİLMESİ GEREKİYOR"

Şanlıurfa Tabip Odası olarak gönüllü üyelerle Adıyaman, Hatay ve Kahramanmaraş’ta sağlık alanında ve diğer temel ihtiyaçları karşılamak adına çalışmalar düzenlediklerini belirten Ezer, afetin ilk gününde itibaren kendileri de depremzede olmalarına rağmen çalışmaya devam eden sağlık emekçilerinin hakları gözetilmesi gerektiğini kaydetti. Ezer, şunları ifade etti:

“En çok etkilenen 3 ilde sağlık çalışanları maaş kesintileri olmadan ücretli izne ayrılmaları sağlanıp, diğer illerden gönüllülerden olacak şekilde görevlendirmeler ile sağlık hizmetinin devamlılığı sağlanmalıdır. Son dönemde yapılan zorunlu resen görevlendirmeler doğru bir yöntem değildir. Görevlendirmesi yapılan sağlık çalışanlarının gittikleri yerlerde barınma ve temel ihtiyaçlarının karşılanması elzemdir. Afet bölgelerinde hastanelerde ve ASM’lerde çalışan meslektaşlarımızın destek teşvik ödemeleri tavandan olacak şekilde yapılmalıdır.

Depremden etkilenen asistan hekimlerin birer depremzede ve aynı zamanda uzmanlık öğrencisi oldukları unutulmamalıdır. Depremden sonra 1 ayı aşkın süre geçmiş olup ilk günden şu ana kadar asistan hekimler, kesintisiz sağlık hizmeti sunmaya devam etmektedir. Deprem bölgelerinde birçok üniversite ve EAH eğitim verebilecek nitelikte değildir. Bu durum gerek MK gerekse Asistan hekim kolu üzerinden defalarca sağlık bakanlığı ve TUK’a iletilmiştir. Asistan hekim arkadaşlarımıza bir an önce süresiz geçiş hakkı tanınması gerektiğini bir kez daha buradan dile getiriyoruz.

Tıp fakülteleri kullanılmaz hale gelen şehirlerimizdeki Tıp öğrencilerinin eğitimlerinin devam etmesi için nakillerinin başka illere acilen yapılması gerekmektedir.

Bir deprem ülkesinde yaşadığımız gerçeği unutulmadan yeni inşa sürecinde sağlık kurumlarımızın depreme dayanıklı, ASM’lerin bina altlarında olmadan kamu alanlarında olacak şekilde kurulması gereklidir.

Ağır hasarlı binaların etrafında güveliğin sağlanması en kısa sürede yıkımlarının gerçekleştirilmesi gerekmekte olup bu sırada enkazlardan çıkacak toz ve asbeste karşı sulama yapılarak kaldırma yapılması önemlidir. Ayrıca bu alanlarda çalışacak işçilerin kişisel koruyucu ekipman kullanması çok önemlidir”.

BİHA